17 Mart


 Geçen akşam Efes'le akşam yürüyüşünde çöpün kenarına tomurcukları üzerinde budanıp atılan badem ağacının dallarını görünce birkaç tanesini yanıma aldım. Eve dönünce suya koydum, öbür gün tüm tomurcuklar çiçek açmıştı. İnsanoğlunun kıt aklına dallar tomurcuklanınca mı geliyor budama işi. 

Bu sabah alarmı kapattım ama kalkamadım. Yarım saat daha uyudum, sonra kalkıp mata geçtim. Yarım saat yoga yaptım ama meditasyon grubunu kaçırdım. Kendim yapayım dedim, Efes dibime oturup kedi gibi yalanma başlayınca konsantre olamadım. 
Dün yorulmuşum. Davul Stüdyosundan çıkınca montumun önünü kapattım, güneşe rağmen hava buz gibi çarptı yüzüme. Biraz yürüyünce heralde çıktığımda terliydim ondan üşüdüm deyip montun önünü açtım. Cadde indan seliydi. Güneşi gören kendini sokağa atmış. Kısa kollu tişörtle gezeni de gördüm, atkı bere takanıda. Herkesin vücut sıcaklığı kendine dedim ama içimden de tam hastalık havası demeyi de ihmal etmedim. Eve yürüyerek dönme fikrinden vazgeçip, marketten eksikleri aldım. Eve döndüğümde sırtım sırılsıklam olmuştu.  Akşam yürüyüşünde giysi katlarımı bir kat azaltıp çıktım.  Yolda arkadaşlarıma rastladım. Sohbet ederek köpeklerimizi gezdirdik. Arkadaşım yüzüne sürdüğü güneş kreminin yazı hatırlatıp onu hüzünlendirdiğinden bahsetti. Ben de yerçekimine karşı koyamamdan. Yürüyüşümüz bitti, dertlerimizi yanımıza alıp evelerimize döndük. 

Dün çok az kitap okuyabildim, bugün telafi etmeyi planlıyorum. 

Yorumlar