22 Mart

Beyazdan Beyaza da şöyle bir cümle vardı; her insanın kendi faniliğine faklı tepki verdiğini söyledim.
Bu cümleyi defalarca okudum, defterime not ettim. Sonra tüm paragrafı da okudum birkaç kez. 

Bana kalırsa insanın faniliğini sahiden fark ettiği bir zaman oluyor önce. Bu benim için kırk yaşımdan sonra oldu. Sevimsiz ve soğuk bir duygu diye hatırlıyorum. Geçlikte ölüm ne kadar uzaktaydı oysa. Kırk beşime doğru cidden korkmaya başladım, bazen uykumdan uyandığımda ilk aklıma gelen düşünce buydu. Etrafımda benden büyük olanlarla konuşurken hüzünleniyor, kim bilir daha ne kadar vaktimiz var diye gelen düşünceleri zihnimden kovalamaya başlıyordum. Bu arada en büyük şansım yıllardır yoga yapıyor olmamdı. Yoga iyi hissettirmenin dışında güçlü de hissettiriyordu. Özelikle akrobatik hareketleri yapıyor olmak bir nevi meydan okuma gibiydi. Aslında bedenle bağlarımı  güçlendireceği yerde adeta bir kalkan görev aldı. Yaşlanma mevzusunun tüm kötü hislerini absorbe ediyordu. Tabi bir yere kadar. Sağlıksız bir halin de mumu yatsıya kadar yanıyor. 

Bu sırada MSBR eğitimiyle tanıştım. Mindfulness dedi hocalarım. Bilinçli farkındalık. Başı boş farkındalığın ne olduğunu anlattılar. Ve özşefkat kelimesiyle tanıştım. Kendimden esirgediğim özşefkati konuştuk, çalıştık, çalışmaya devam ediyorum. Birçok şeyi tekrar kurmak, adlandırmak  gerekiyor. Önce kendinle, bedeninle barışmakla başlıyor. Duygulardan kaçmak, yok saymak yerine kabule yönelmek çok zor ama çok iyi hissettiriyor. Kendime ya da etrafımdakilere bir şey ispatlamak zorunda olmadan yaşamak ne güzel. Olduğu gibi, mis  gibi yapmadan. Bunları güzel birkaç cümle olsun diye yazmıyorum sahiden çok zor, sahiden çalışmak gerekiyor. Başkasına söyleyemeyeceğin ağırlıkta, kırıcı cümleleri kendine bir nefeste söylemek ne kadar acımasızca. Bunu fark edememekse daha fena. Bu ruh haliyle hiç bir hali iyi karşılayamıyorsun.  Yaşlanmak yerine yaş almak diyorum artık. Bazı günler enerjim çok yüksek oluyor, o günlere pek çok şey sığıyor ve çok iyi hissediyorum. Bazı günler yerlerde sürünecek kadar bile canım bir şey yapmak istemiyor. O halime de saygı duyuyorum. Zorlamamaya çalışıyorum. Yine de böyle günler hala boşa geçiyormuş gibi geliyor. Bu konuda daha çok çalışmam lazım. 
 
Tüm bunları yanıma alıp Machado De Assos' in Mezarımdan Yazıyorum kitabına başladım:)) Aslında hiç planlı bir okuma değildi. Kitabı ne zaman aldığımı hiç hatırlamıyorum. Kapağında Etimi kemiren ilk kurda... diye yazıyordu:)

Yaşam ve Yazgı devam ediyor ama savaş kurgusu çok uzun okutmuyor kendini. 
Keşke Unutsam dinlemesi bitti. İlginç bir kitaptı, sevdim.
Kızlarla Pera Günlükleri ' ni dinliyoruz. İlk kitap Körler Ülkesi ni okumak onlara çok zor geldi, birlikte sesli dinlemeye karar verdik. Onlar için farklı bir tecrübe oluyor. Okurken aceleden fark etmedikleri kelimeleri dinlerken fark edip soruyorlar, daha çok konuşuyoruz. 

Aslı Tohumcu' nur Cevizin Şarkısı' nı dinlemeye başladım. Araya bir şeyler  girdi, bugün baştan başlayacağım. 

bu şarkıya bateriyle eşlik etmemi istedi hocam. Evde cajonla çalışıyorum. Davulla nasıl olacak hiç bilmiyorum ve acayip tırsıyorum. Kendisi bana çaldı geçen ders, ağzımın suları aktı dinlerken ama kendimi çalarken hayal bile edemedim. Bakalım...

Yorumlar