08 Ağustos

Son günlerde kendimi bu kitabın başında buluyorum. Pek çok insanın bu tarz kitaplara kişisel gelişim kitabı  kategorisinde dudak büzdüğünü biliyorum, zira ben de öyleydim. Sonra kişisel gelişimim devam etse ne olur, kime zararı var dedim. Bir de eğitim aldıkça ve bunları uygulamaya başladıkça her kaynak ayrı bir hazine olmaya başladı.  Kendinle çalışmak deyince daha sevimli ya da havalı geliyor kulağa. Öz şefkat dendiğinde ilk akla gelen isim Kristin Neff' tir. Bize kendimizi olduğumuz gibi kabullenmeyi, daha yumuşak, yargısız bir yerden hatırlatır. Tabi Neff' in öz şefkat kavramı anladığım kadarıyla bu acımasız dünyada kendimizi tüm kusurlarımızla kabul etmemizi sağlasa da, kendimizi koruma konusunda yeterli olmuyor. Burada sert öz şefkat devreye giriyor. Mama Bear örneği bunu çok güzel açıklıyor. Bir anne ayı yavrusu yaralandığında ya da korktuğunda onu yalar , sarar sarmalar sakinleştirir. Bu şefkattir. Ancak yavrusuna bir tehlike yaklaştığında o yumuşak anne bir anda ayağa kalkar, kükrer ve yavrusunu korumak için yırtıcı bir güce bürünür.  Yumuşak öz şefkat  yin, sert öz şefkat yangdır ve bunu dengede tutabilmek önemlidir. Yang tarafın sınırları çizmesi, dur demesi ve eyleme geçen taraf olması aslında yin tarafın eyleme geçmiş halidir. Öfkeli halime, öfkeli sesime bile çok kızdığımı hatta utandığımı fark ettim. Öfke üstü örtülmemesi gereken bir duygu.  Öfkelendirene verilen sert  tepkiyse sürekli kendini tekrarlayan,  alışkanlığa dönen garip bir hal. Sürekli bir tetikte olma hali yaratıyor ve içinizden çıkan sizi ve etrafınızdakileri dehşete düşürebiliyor. Her duygu gibi bu duyguyuda karşılamak, ağırlamak gerekiyor. Tanımlamak, şu an çok öfkeliyim demek, biran durmak bu duyguyu bedende nerde hissettiğini anlamak çok kıymetli.
Uzun bir okuma olacak, her satırın altını çizerek, geri dönüp dönüp okuyarak ilerliyorum. Yine paylaşırım...

Dün evlilik yıldönümümüzdü. Her sene olduğu gibi yine kız kardeş hatırlattı. Yirmi yedi yıl olmuş ama teeee başından beri biz hep unuturuz bu tarihi. Ne önemi var ki halimizin üzerine kız kardeş hep böyle limon sıkar:) Dün Koca' ya hatırlatayım mı diye sordu,  yok be rahat bırak adamı belki hatırlamadım diye üzülür , kıyamam  dedim. Ayy bunca yıl geçmiş hala kıyamam diyor dedi. Kıyamam tabi... 

Ben Efes' i gezdirirken Bilge' ye eve tatlı bir şeyler söyle demiştim. Tabi duygusal tospaaa tamamen kendi damak tadına göre bir sürü tatlı söylemiş. Koca' da kahve demlemiş.  Kutladık...biz tatlıların kıyısından köşesinden tırtıkladık, Bilge hepsini gömdü:) Bir de tatlı yedikçe, tatlı espiriler filan yapıyor, baya güldürdü bizi. İyi ki evlenmişiz yahu  dedik...

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar