17 Ağustos

Sakin bir pazartesi, az evvel Selçuk Altun' un Öpsem Öldürürler Öpmesem Öldüm kitap dinlemesini bitirdim. Uzun zamandır okumamıştım yazarın kitaplarını. ne okuyacağımı az çok biliyordum, bir de uzun zamandır duymadığım bibliyofil kelimesini kulaklarıma ve zihnime kazımak iyi oldu:) Bir de Kayıp Zamanın İzinde serisinin Sadom ve Gomorra ' nın yarım kaldığını hatırlattı...
Biraz da Tım Parks' ın Hotel Milano' sunu okudum. Pandemi dönemi ne kadar uzak geliyor, satırların arasında...

Dün sabah kahvaltı sonrası bahçeye gittik. Bahçede kısa bir tur attıktan sonra çardağın altına kuruldum. Efes' de yanıma yerleşti. Bir ara üşüdüm, Koca arabadan diz battaniyesi getirdi. Bir şeyler çizdim, boyalarla oynadım. Yeşil elma topladım, azıcık taze fasülye, üç beş bamya...üzümler ne zaman olgunlaşacak diye düşündüm bir süre

Bilge' ye bir anime sormuştum. Ben de mangasının ilk cildi var, önce onu oku diyerek kucağıma Akira' yı koyup gitmişti. Onu okudum yolda. Kocaman, çizgi roman tarzında. Bana sorarsanız manga değil. Fazla distopik, fazla uçlarda geldi. Filmini izlemem sanırım, can sıkıntısından ölmezsem...

Akşam Efes' le gittiğim parkta ikram edilen koyu ötesi filtre kahveyi içince uykum mayın tarlasına döndü. 
Niye uzun zamandır şiir okumuyorum  sorusunun kısa aralıklarla tekrarlanması üzerine, yakın zamanda kitaplığımda olmayan İlhan Berk kitaplarını sipariş etmiştim. Bir Yeryüzü Tanığı' na başladım, özlemişim...

Aşağılara uzayıp giden aşağılara bakıyor
Bir adam eşeğine odun yüklüyor
yüzünün 
sol yakasına kuşlar üşüşüyor.
Köpeği, torbası ve toprak bir testi
Ovada bir resimde durur gibi duruyorlar.
(Önünde çekilmiş, iki güvercin işlemeli bir perdenin)
Bir kadın, bir gök parçası, üç beş ağaç
Uzakta dışında onların.
Deniz?
Deniz oralı değil: Yineleyip duruyor kendini.
Bakıyor o:
Yakasını bırakmayan taıklığına dünyanın.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar