14 Ağustos
Bu sabahın şarkısı burada çala dursun. Dün sabah Paliyatif Toplum' u bitirdim. Byung-Chul Han ilginç bir felsefeci, çok iyi bir gözlemci ve gözlemlediklerini ifade ediş çerçevesi bana çok gerçekçi geliyor. Her kitabının elime aldığımda, incecik olmasına önce gülümsüyorum:) Kitabın neredeyse tüm sayfalarının altını çizdim. Bu kitabında acı korkusu algofobi üzerinde duruyor. Bu korkunun hem bireysel, hem toplumsal hakimiyetine, toleransının ne kadar düşmüş olduğunu hatırlatıyor. Siyasete yansımasını anlatırken uyum ve uyuşma baskısının altını çiziyor. Arka kapaktan kendi kelimelerinden aktarayım ; siyaset palyatif bir alana yerleşerek her türlü canlılığını yitirir. Alternatifsizlik siyasi bir ağrı kesicidir. Muğlak orta yol palyatif bir etki gösterir. Tartışmanın ve daha iyi savlar uğruna mücadelenin yerini sisteme uyma baskısı alır. Demokrasi sonrası bir toplum yapısı yaygınlaşmaktadır. Bu palyatif bir demokrasidir. Palyatif siyaset acı verebilecek keskin reformlar ya da vizyonlar oluşturmayı beceremez. Bunun yerine Sistemik bozukluk ve kırıklıkların üzerini örtmekle kalan kısa süre etkili ağrı kesicilere başvurulur. Palyatif siyasetin acıya cesareti yoktur. Böylece her şey eskisi gibi devam eder.
Meraklısına aşırı tavsiyemdir.

Dünden beri havada serin bir rüzgar var. Efes' i korkutup Bilge' nin masasına kaçırtacak kadar, sırf rüzgarın havalandırdığı perde canavarından korkmasın diye bazı pencereleri kapatıp, perdeleri toparladık. Yine de tüm gün gözü camlarda tedirgindi:)
Geçenlerde bir guaş boya seti aldım, en basiti ve ucuzundan. Havanın serinliğinden faydalanıp balkona taşıdım tüm malzemelerimi. renkleri anlamaya çalıştım, zamanında aldığım çok kalitesiz ve suluboyada kullanamayacağım kağıtları kullanabileceğimi fark ettim. Dokusu, akışkanlığı hoşuma gitti. Kulağımda Londra' nın Son Kitapçısı oynadım boyalarla.
Telefonlarım çalmaya başlayınca hatırladım civcivli cuma bugün. Gideyim de biraz çalışayım...
Keyifli bir hafta sonu olsun.



Yorumlar
Yorum Gönder