31 Ağustos
Dün yine sabahın kör gözünde bahçe yoluna düştük. Aslında bu yol halini, çok seviyorum.Koca'yla uzun uzun sohbet ediyoruz, çoğu zaman eskilerden, okuduğum bir kitaptan, komik bir videodan konuşuyoruz ve eğlenceli geçiyor. Bu arada arabasını yeniledi, ben de önceki arabadan model olarak bir fark görmediğim için aman erkek kafası işte demiştim. Bu araba çok fena geveze , keyfimize göz dikmiş durumda. Hani gülerken gözleri kapanan insanlar var ya, hah işte Koca o insanlardan. Anime çocukları gibi gözler düz bir çizgiye dönüşüyor:) Yeni arabadaki DMS (sürücü izleme sistemi) hemen uyarı veriyor. En son dün arabaya neşemizi çalamazsın derken buldum kendimi:) Şaka bir tarafa tabi ki şahane bir sistem ama düştü bir kere dilime. Neyse çıktık yola, hava nasıl kötü. Yağdı yağacak, gri bulutlar el ele verip toplaşmışlar başımızın üzerine. Aklıma sinemada ilk izlediğimiz film geldi. 1996 Yapımı Tiwester filmi, romantizmimize tüküreyim. Fırtına peşinde koşa tipleri yüreğimiz ağzımızda izlemiştik. İleri de iyice yoğunlaşmış bulutları gösterip, filmi hatırlattım. Fırtınanın göbeğine doğru gidiyoruz yahu dedim.Koca güldü, araba uyardı bu döngüde bahçeye ulaştık. Geçen hafta gözümden kaçan salatılıklar kim daha çok büyüyecek yarışına galiba kavunlarla girmişler. Tabi ki salatalıklar kazanmış Yalnız tipine bakıp, tadından taviz verdiklerini düşünmeyin. Domatesler artık sahnede yerlerini bir zahmet aldılar. Ama assolistimiz fasülyelerdi. Ne çok topladım, bereketini sevdiğim. Üç beş bamyayı da sepetimize ekledik. En son elmaları topladım, kirazlardaki hatayı yapmayayım diye az bir kısmını topladım. Ay şarap mı yapsam, yok ya elma sirkesi yapayım, olmadı elma suyu amannn oturur yerimde karar kıldım. iyimserliğimin Tembelliğime yenildiği bu an çok tatlı geliyor :)
Dönüşte bayram vesilesiyle yolları kapatma coşkusunun kurbanı olduk. Aaa burası da kapalı diye diye baktık sevdiğimiz , aynı zamanda müşterimizde olan bir mekanın yakınına gelmişiz. Uğrayıp yemek yedik, Bilge' ye de paket yaptırdık. Eve dönebildiğimizde o kadar yorulmuşuz ki, Efes bile akşam gezmesini kısa tutmaya razı oldu.
Üst üste okuduğum depresif kitaplardan sonra Leylakdalı seçkisi' den devam etmeye karar verip, canımız ciğerimiz, en birinci kraliçemiz İsabel Allende' nin son kitabı Rüzgar Adımı Biliyor ' a başladım. Tabi ki bırakamıyorum.
Balkona tekrar el koyduğumu yazmıştım değil mi? Yerleşirken malzeme envanteri ortaya çıktıkça pek seviniyorum. Suluboya kağıtları, unuttuğum renk paletleri, samur fırçalar...
Masanın üzerinde boyalar, kağıtlar, başlanmış bir resim, gelip gidip biraz boyamak. Sabırı, düşünmeyi ve yavaşlamayı hatırlatıyor bana.



Yorumlar
Yorum Gönder