10 Nisan


Kitabı elime alıp, öykü kitabı olduğunu görünce önece bir tüh dedim. Öyküler genelde  zihnimde yarım  bir hal bırakıyor. Önyargı diyebilirim ama daha çok yaşanmışlık. Neyse kitap hiç öyle değil. İki öykü var, en güzel nasıl anlatılır diye düşünürken, kitabın arka kapağındaki yazıyı fark ettim. Aktarayım; Ateşten Atlamak iki uzun öyküden oluşuyor. Bu iki uzun öykü, küçük yerlere sığmayan hayatlar, elden kaçan denetlenemez duygular, sıkışmışlık hissi, insanın korkularına karşın engel olamadığı kendini aşma dürtüsü hatta taşma hali gibi ortak temalara sahip...Fatma Nur Kaptanoğlu Ateşten Atlamak' ta hayatta hepimizin er ya da geç vermesi gereken sınavlara, geçmemiz gereken sınırlara ve geleceğe yol alırken ardımızda bıraktıklarımıza odaklanıyor.
Çalma listemde bu şahane şarkı çalmaya başladı. Hava yine sevimsiz, tohumları henüz ekmedim. Bozkırda bir şeyler yetiştirmek adeta rus ruleti oynamak gibi.  Dün akşam gezmesinde dondum. Davul dersinden dönerken de buz gibiydi. Umarım hasta olmam diyerek uyudum. Sabah Efes' i gezdirirken kar atıştırdığını söyledi Koca. Of ya, bahar nerede sürtüyorsun diye söylenmeden edemiyorum.
Birkaç haftadır iki elimde de karpal tünel sendromu zirve yapmış durumda. Dün derste sağ elimi bir süre sonra kullanamdım. Sol elle ve kickle devam ettik. Sanırım davul tetikledi. Uzun süredir bu kadar kötü olmuyordu. Sabahları iyi gelen br hareket dizisi var bir süre yapayım bakalım. El donanımı notlarımı tekrar açayım. Hiç beklemiyordum bunu.
Havanın sevimsizliğini ve cuma günün tüm sevimliliğini harmanlayabilir miyim bakalım:)
Kıştan Sonra' ya devam edeyim, ilginç bir kitap. 
Buzlar Çözülünce   dinlemesi akşam gezmesine kalsın.
Ev umrumda değil, yemek yapabilirsem şahane olur.
Bir Salyangozun Anıları filmini izleyeyim. 
Yeni çekirdek kahve paketini  açayım, taze kahve kokusu şimdiden geldi burnuma. 
İyi bakın kendinize...




 

Yorumlar