05 Nisan

Dün Bilge'yle sinemada buluştuk. Bilge gecikir mi derken ben son anda yetişebildim. Koşturmacalı olsada kalabalık salonda yerimiz aldık. Emin Alper' ın Kurtuluş filmini uzun zamandır bekliyordum.  Bu yıl Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü' nü kazanması bir yana Emin Alper' in filmlerini severim. Salon kalabalıktı ve geveze bir izleyici topluluğu vardı. Bilge biraz isyan etti hatta bir ara sizin kuşak hep geveze yorumunu yapınca kitelenin yaş ortalamasını fark ettim. Film çok gerçekti, Çok fenaydı. çok gerçek olması, çok rahatsız ediciydi. Film bittiğinde allak bullak olduk. İnsanların şuursuz seçimlerini elinde tutan liderlerin, onları sürüklediği korkunçlukları çok net bir şekilde anlatıyordu. Tüylerim diken diken oldu. 



 

Sabah erken uyandım, Bütün Bir Ömür' ü bitirdim. Kitabın anlatım biçimi o kadar basit ki, bazen sinir ediyor ve duygu arıyorsunuz. Onca trajedi, savaş, kayıplar, yaralar ve yalnızlık nasıl bu kadar basit anlatılır diye isyan etmek istedim. Sonra fark ettim ki odak devam edebilmekle ilgili, hayatın devamıyla. Adının hakkını veren bir anlatı olmuş. 

Bugün bahçeye gitmekle gitmemek arası kararsız kaldık. Havanın nane molla haline bakıp, günlerdir yağan yağmurun bıraktığı çamuru düşününce, vazgeçtik. Bilge' nin vizeleri var hafta içi, ders çalışıyor. Ben artık rutine dönüşen pazar konseri minivalinde, pikaba plak yerleştirdim.  Bülent Ortaçgil' le Teoman' ın konser kaydı plağını koydum. Çamaşırları katlarken eşlik etti. Bu arada resmen dört tarafım çamaşırlarla çevrilmişti, iyi oldu. Kitap fuarı var, ama kalabalık gözümde çok büyüdü. Sahafları gezmek iyi olabilirdi, belki hafta içi giderim. 
Uğultulu Tepeler  dinlemesi bitti, belki filmini izlerim bugün. 
Fatma Nur Kaptanoğlu' nun Babam, Ev ve Yumurta Kabukları kitabını dinlemeye başladım.
Hoanne Spence 'in Travma Bilgili Yoga kitabını okuyorum, İstanbul' u tekrar fethediyormuşuz gibi, bakalım belki uygulamalar şaşırtır beni. 



Yorumlar