22 Nisan

Bu ayın son etkinliği Bobby Watson Quartet konseriydi. Azıcık erken çıkalım evden dedik ve CSO' nun kafesinde boş bir masa bulabilmenin sevinciyle kahvelerimizi yudumladık. Kahve berbattı bu arada, neyse o ara dijital bilete konser  hangi salonda diye baktım allahtan. Tarihi salon olduğunu o ara fark ettim. Yön duygusu sıfır iki  tip olarak panikle görevliye sorduk, çok net kapıdan çıkın sola dönün, kırmızı halılı merdivenlerin olduğu girişten sarı binaya girin dedi. Çıktık dışarıya sola döndük, yol bitti çıkış için çimleri ezerek bayır aşağı koşturduk. Bu arada yanımıza bizim gibi binayı karıştıran bir kızcağız da takıldı. Topuklu ayakkabılarına Bilge elinden tutarak eşlik etti. Yıllar var tarihi salona gelmeyeli, sanırım en son Leylakdalı'mla gelmiştik. 
Bobby Watson yaşayan bir efsane ve onu canlı dinlemek şahaneydi. 72 yaşında  enerjisi inanılmaz. Müziği zaten muhteşem  ama itiraf edeyim ben yine davuldan gözümü ve  kulağımı alamadım. Victor Jones' da duayenlerden. Ride zilinin üzerinde adeta dans ediyor. Fırça ve baget geçişleri beni benden aldı. Davulun saksafonla ve diğer enstrümanlarla  keyifli bir sohbet ettiği hissini tüm konser boyunca hissettim. 

Çıkışta taksi bulmak için biraz cebelleştik. Yaşlıca bir taksi şoförüne denk geldik, eve kadar sohbet ettik. İlk bakışta muhafazakar gibi görünen beyfendi, konserden mi geliyorsunuz diye sohbeti başlattı. İyi bir konsermiş yüzünüzden belli dedi. O kadar kötü şey var ki, ortalığın hali çok kötü dedi ve veryansın ettik birlikte. Emekli olmuş hala çalışıyormuş, pek çokları gibi. Kim bilir kaçta dönecek evine. Kolaylıklar diledik birbirimize araçtan inerken. 

İyilerin  hatırı vardır belki umuda dair diye düşündüm... umarım vardır...
 

Yorumlar