28 Nisan


 Gün aniden ısınıveren havanın bıraktığı rehavetle geçti bugün. Gerçi dün çok ciddi çalışıp işlerimi bugüne ötelememiş olmamın da etkisi var. Aferin bana:) Rehavet dedimse o kadar da yaymadım, evi toparladım, yemek yaptım. Çamaşır deseniz zaten hep var rutinde. Bolca okudum, Travma Bilgili Yoga kitabını bitirdim. Düşündüğüm gibi çıkmadı. Yalom' un Bir Psikiyatristin Anıları' dan bir bölüm okudum. Yalom'un yaşamı ve gelişimini okurken, kendi hayatınız üzerine düşünmeden edemiyorsunuz. Çok etkileyici bir kitap. Bu hafta okumalarımın başında olacak. 

Gelelim Fatma Nur Kaptanoğlu' nun Homologlar Evi' ne. Kitabı bitirdiğimde inanamadım. On öykü okumuştum ve hepsi dolu doluydu. Yüz sayfaya nasıl sığmıştı sahiden inanamadım. Yazarın ard arda okuduğum üçüncü kitabı ve bu da şahaneydi. Çok beğendim, diline hayran kaldım. Öykülerin bıraktığı tadı sevdim. Öykü de bu hissi çok nadir yakalıyorum.

Bir ara Shrek 2 izlemem gerek, çocuklar nasıl vakit bulup izlediler, yetişmem lazım.

Bilge çok işim var modunda, çizim tableti vücudunun bir parçası olmuş durumda.

Davula mecburi ara verdim. Bu hafta baget almak yok, ufak ufak cajonla takılıyorum. Sonra yavaş yavaş double stroke çalışmaya başlayacağım. Sonrasına bakacağız...

Salatalık tohumları viyollerden başlarını çıkartmaya başladılar. Domates ve biberlerden ses yok. Bir parti daha yarın dikeceğim.

Efes' le akşam uzun uzun yürüdük. Yol boyu leylaklar, mis gibi kokusuyla eşlik etti. Leylakdalı'mın tavsiyesine uyup Sefiller mi dinlemeye başlasam?

Yorumlar