27 Nisan


 Dün sabah erkenden bahçeye gittik. Üç haftadır  gidemiyorduk. Güzden diktiğim, akibetini merak ettiğim laleler karşıladı bizi. Diktiğim yeri unutmayayım diye etrafını taşlarla çevirmiştim. Bir önceki hikayemde de Efes' i uyuklarken paylaşmışım. Ardından laleleri paylaşınca, beni takip ettiğini o an fark ettiğim Bilge' nin teee ortaokuldan bir arkadaşının annesi Aaaa köpeğin öldü mü diye mesaj yolladı.  Tüylerim diken diken, cevap yazdık, yanımda uyukluyor diye. Neyse bu sinirle yeni bostanın alanını aşağı yukarı belledim. Koca çok mızmızdı, fazla kalmadık. 

Yeni açılan bir mekana yemeğe gidelim diye tutturdu. Efes' i eve bırakıp, Bilge' yi aldık. Güleç yüzlü insanlar karşıladı bizi. Haller hatırlar soruldu, hayırlı olsunlar filan, ocakbaşı tarzı bir yer. Menüyü getiren aşırı samimi bey ustaymış filan. Menüden ne seçtiysem, yok onun mevsimi değil, yok o sana gelmez, yok yok onu da boşver dedi. Menüyü bırakıp ne yiyeceğim diye sorunca o iş ben de diye gitti. Koca ve Bilge siparişlerinin  tek avazda söylerken benim bu çabayı niye sarf ettiğimi anlayamadım. Gele gele de Adana geldi ki pek sevmem, düzgün yapılmazsa acı tüm gün midemde oturur. Allahtan iyi yapmışlar, rahatsız etmedi. Yok kızmıyorum kendime, zerre payım yok bu yaşadıklarımda, insanların edepsizliği. Biraz huysuz görünmeliyim sadece. ( oda nasıl olacaksa)

Markete uğrayıp, alışverişi de yapıp eve geldik. İkizlerle film izleme işini çok sevdik. Devam ettirmeye karar verdik. Bu sefer ki film seçimim Shrek serisinin ilk filmiydi. Elime bir kase kabuklu fındık aldım, onları kırarken filmi izleyeyim dedim. Hem hafta içi bireyler yaparım hazırda fındık olsun. Buz gibi bira da eşlikçi olsun mu, olsun tabi. Aman ne güldüm, özlemişim yeşil devi ve tabi geveze eşeği:)  Bir süre sonra Koca  da geldi ekranın karşısına konşlandı. İçlediğim fındıkları hüpletti, bir bira da o açtı. Film bittiğinde kabuklu fındıklarla birlikte, içlenenler de bitmişti. Koca benim içmemem gerekiyordu, niye içirdin beni diye söyleniyordu. İçtiği bir bira bu arada. Teklif dahi etmemiştim. Sonra Bilge geldi, aaa bensiz mi içiyorsunuz çok fenasınız diye suratını sallandırdı. Vay arkadaş, ne yaşıyorum ben:(

Rüyamda aşırı kalabalık bir eve yatıya gitmişim. Tek bir tanıdık yok, yana döne çantamı arıyorum, bir taraftanda kim bu insanlar diye düşünüyorum. Bu arada bir de o insanlara onları tanımadığımı çaktırmamaya çalışıyorum. Aklıma yıllar yıllar evvel Antalya' da üniversite dönüşü ilk işime başladığımda altı ay boyunca bana adımla seslenip her seferinde hal hatır soran kız geldi. Adını hatırlamadığım gibi, nereden tanıştığımızı da hatırlayamamıştım. Çok utanıp soramamıştım da. İş değiştirip, şehrin başka bir yerinde işe başlayınca sevinmiştim. Kıyamam gençlik halinin saflığı da ayrı...

Keyifli bir hafta olsun...


Yorumlar