11 Nisan


 Dün akşam yürüyüşü için Efes'le çıkıp birkaç adım atmıştık ki, bu ne ya kar mı demeye kalmadan tipi şeklinde kara tutulduk. Yürüyüşü fazla uzatmadan eve doğru dönerken güneş çıktı. Yağmurun bu halinin avanak ıslatan olduğunu  biliyorum da, böyle kar yağışı için verilen bir isim var mı diye düşündüm. 

Bir Salyangozun Anıları /Memoir of a Snail akşam izleyebildim. İyiki de öyle yapmışım, bölünmeden dağılmadan izleyebildim. Filmin naifliği, melankolisi, kara mizahı bir yana çekim tekniği büyüleyici. Gözümüzle gördüğümüz pek çok şeyi, gerçek mi, yapay zeka mahsulü mü diye sorguladığımız bir dönemde claymation tekniğini kullanan yönetmene(Adam Elliot) hayran kalmamak mümkün değil. Karakterin, yaratılan dünyanın gerçek olmadığı çok belli ama duygular çok sahici. Çok sevdim, yine aynı yere geldim;  hayatta büyük sorulara cevap yok. Sıradan, basit anlamlar bulmak ve bağ kurmak çok kıymetli. 

Sabah herbir yanım tutulmuş ve burnum tıkalı uyandım. Odanın camı aralık kalmış, Efes' in de bezi kaymış, koltuk örtülerine kaçırmış. Onları toparladım makineye attım, yıkanıyorlar. 
Bilge dün Sırat filmine gitmişti. Filmden çıkar çıkmaz beni aradı, yahu ne izledim ben böyle dedi. Eve döndüğünde ve sabah kahvaltıda hala filmi konuşuyorduk. İki gündür inşaat gürültüsü dolduruyor evi. Hala boş yer kaldı mı sorusunun cevabını balkondan bakınca buldum. Yolun karşısında üç bina aşağıda inşaat başlamış. Koca Efes' i kısa gezdirmek istediğinde oraya götürüyordu. Yıllardır atıl duruyordu, geçen yıl etrafını kapatmışlardı. Efes' in bakıp hımm bir zamanlar buraya işerdim diyeceği bir sürü bina var. 
Önümüzdeki hafta yoğun geçecek. Hafta sonunu dinlenmeye ayırmalı...

Yorumlar