18 Nisan
(minik bir armut ağacı)
Dün tüm günü neredeyse yatakta geçirdim. Keyfim yoktu. Bir ara telefonumu da kapattım. Çok kızgındım , kızgınlığımın okları bir süre sonra kendime döndü. Sonra başka başka düşünceleri, anıları da topladı etrafına, kırgınlığa döndü. Öylece kaldım uzun süre. İyi geldi hiçlik hali.
Akşam üzeri açtım telefonumu, bir sürü iş birikmiş, koydum kenara. Efes' i alıp klasik güzergahımızdan başka bir rotada gezdik. Eve dönünce işlerimi hallettim. Bizimkilerle sohbet ettim, fark ettiler halimi. Çabaları sevimliydi...
Bugün daha iyi uyandım. Hava karanlık, küçük bir mum yaktım. Mum ışığı hüzünlü bir güven veriyor sanki. Saçlarım ne güzel uzadı, saçlarımı omuzlarımın altında, sırtımda hissettim bu sabah. Yıllar var bu hissi hatırlamayalı. Hep kısaydı saçlarım, taramayı bile unutmuşum. Şimdi en sevdiğim şey uzun uzun saçlarımı taramak.
Geçenlerde evde çikolata yapımıyla ilgili bir tarifi denedim. Çok değiştirdim gerçi. İnce kıyılmış çiğ kuruyemişler, ham kako, tahin, azıcık bal, azıcık hurma özü. Kakaoyu fazla kaçırmışım mis gibi bitter oldu. Kalıbım küçüktü, iki farklı boyda kalıp sipariş ettim, bugün gelir. Belki yeni denemeler yaparım.
Öğlen yin yoga dersi var, zamanlaması şahane.
Belki bir film sığar bugüne.
Hayatta Kalanlar' a devam.

Yorumlar
Yorum Gönder