11 Temmuz


 Çok acayip bir haftaydı. Bir sürü olumsuz haber aldım. Sağlıkla ilgili haberler olması çok çaresiz ve kötü hissettirdi. Özellikle altmış iki yaşında bir tanıdığımızın ambulansla kaldırıldığı hastaneden menenjit haberi geldiğinde nutkum tutuldu. Henüz doktorlar beyinde kalıcı nasıl bir hasar bıraktığını söylemese de, kadıncağızın konuşamaması, kas hakimiyetindeki aksamalar çok korkutucu. Bunların üzerine Rober Haddeciyan' ın Tavan kitabını okumak benim için zordu. Basit bir kaza sonucu (yola atılmış bir muz kabuğuna basıp düşüyor) omurga hasarından dolayı felç olan bir adamın geçmişini, hastane odasınında yatağından gördüğü, hissettiği dünyayı okuyoruz. İnsana çok uzak bir ihtimal gibi görünen trajedilerin, ne kadar burnunun ucunda olduğunu, her satırda hatırlatıyor. 

Pazartesi kızlar geliyor bir haftalığına. Bugün yaprak saracağım, uzun zamandır film izlemedim. Sarma eşlikçisi bir film seçeyim. Ufaktan temizlik de yapmam gerek. Yazın ve sıcakların verdiği bezginlik her gün iyice sarıp sarmalıyor. Bu rehavet hali aslında keyifli ama  günün sonunda hafif bir vicdan azabı getiriyor. Aslında salmak lazım belkide, bulunduğun yere doğru yayılmak, gevşemek, rahatlamak... 

Hep bir koşturma halini düşününce, bu hal şahane geliyor insana,  en azından bir süreliğine. İnsan zihni meşgul olmaya çok alışık, o yüzden bu hal uzun süremiyor zaten . Zihin bedene de çok rahat vermiyor. Belkide hayatın gerçekten kısa olduğunu böyle hatırlatıyor, çelişkili olsa da...

Yorumlar

Popüler Yayınlar