03 Ocak
"Yas gidenin değil, kalanın hikayesidir..." sözünü Şengül Hablemitoğlu' nun sayfasında okumuştum, zihnime kazındı. Bu sabah Gosponinov' un Bahçıvan ve Ölüm' ile vedalaştım. Çok dokundu, çok ağladım. Ortak insanlık hali diyebileceğim yası, başka bir geride kalandaki hikayesini, acıyı ve özlemi hatırlamak ilginç bir huzur verdi.
Dün Efes'i gezdirirken kafamdaki ses sakın düşme diyerek dolaştı benimle. En az yokuşlu güzergahı seçsek de yürüyüş için, buzlu kaldırımlar ürkütücüydü. Bazı yerlerde tasmasını bırakmak zorunda kaldım. Allahtan çocuğum akıllı, beni zorlamadı. Dört bacağını kıskanmadım dersem yalan olur (kuyruğunu zaten hep kıskanıyorum) Yılbaşına denk gelen bateri dersimi ertelemiştik. Genelde derse Koca götürür, yetişemeyeceğim deyince dersi ertelesem mi diye düşündüm. Hocam müzikolog bir arkadaşını derse getireceğini ve onunla çalışacağımızı söyleyince bu fikri attım kafamdan. Uygulamadan araç çağırdım. Yolun karşısında buzların ortasında duran araca kaç hamlede bindim hatırlamıyorum ama bildiğiniz akrobatik bir binişti. Aracın bagajından tamponuna, çamurluğundan kapısına her bir yerine tutunarak binebildim. Şoförde aman aman diyebildi:) Yaşı baya geçgince komik bir adamdı. Gün boyu yolda karşılaştığı kazaları anlattı. Stüdyoya gelince sistemin ödemeyi alıp almadığından emin olmadı. İşlem dekontunu, banka hareketlerimi gösterdim yine içine sinmedi. Telefon numaramı verdim hesabınıza geçmezse ibanınızı paylaşın, yollarım ücreti dedim. Sarf ettiğim çabaya canım sıkıldı. Hocamın arkadaşı müzikoloji üçüncü sınıf öğrencisiyle tanıştım. Müziğin dilini, ölçüleri anlattı. Pratikler yaptık, sorular sordu. Önce gözüne ışık tutulmuş tavşandım, sonra geçti o halim. Beni korkutan ölçülerin matematiği, en son hadi bir 9/8 ilk çalalım, hımm hadi bir de 11/8 derken hocama dönüp bu iş tamamdır çok iyi oturmuş dedi. Ah ben bir şımardım, bir havalara uçtum. Yeminle arşa değdi geldi başım. Sanırım serotonin patlaması yaşadım. Müsamereye çıkmış çocuk gibi oldum:) Sonrasında kahve içelim dedik, baya sohbet ettik. Gençlerle konuşmak, onların gözlerinin içine bakmak bambaşka bir duygu. Eve geldim sular geldiğinde açılmak üzere çamaşırları ve bulaşıkları yerleştirdim. Deliksiz uyumuşum...

Yorumlar
Yorum Gönder