12 Ocak
Dün uyuklamaktan yorulduğum bir gün oldu. Evde hepimiz olunca, günün çoğu mutfakta geçti. Beklenen kar yağışı yağmurun baskın olduğu bir kar yağışı oldu. Evden akşam üzeri kısa süreliğine Efes' i gezdirmek için çıktım. O ada sevimsiz bir gezdirmeydi, düşündükçe sinirlerim bozuluyor hiç anlatmayacağım. Allahtan ikimizde yara bere almadık diyeyim.
Erken uyudum, erken uyandım. Son antibiyotiğimi de aldım. Annemle her zamanki yoklama halindeki telefon görüşmemizden sonra ,kitabın başına oturdum. Son birkaç sayfayıda okuyup bitirdim. Baştan sona sade ve derin bir okumaydı. Çok şaşırtmadı, üzmedi. Bana kalırsa farkındalığı yüksek, bir çok cümlele de durup düşündüren, bu halide hiç dolandırmadan yapabilen bir kurgu olmuş. Kendini bir yere ait hissetmeme hissi kitap boyunca hep vardı. Anlatıcı kahramanımız Lahey' de uluslararası bir mahkemede çevirmen. Savaş suçlarıyla yargılanan eski bir devlet başkanının davasında görev alıyor. Bir taraftanda yeni şehre, yeni dile, dilin katmanlarına, sanata, kitapçılara, mimariye alışma halleri. Aslında tam burada günlük hayatın yarattığı yakınlaşmalar kitabın en etkileyici tarafı sanki. Kitabı okurken üzerinizde bıraktığı dinginlik haliyse oldukça şaşırtıcı.
Bugün yapacaklarımı, yapmam gerekenleri hiç listelemeyeceğim. Zaten pazartesi yeteri kadar kalabalıklığıyla birlikte geçiyor. Benim de kendime ekstra yük yüklelememe gerek yok diye düşünüyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder