06 Ocak


Gece 23' de önce yan komşunun telefonu, telefona yetişemeyince kapı ziliyle uyandık. Kapıyı açınca karı koca sular geldi abla demeleri üzerine evde hummalı bir çalışma başladı. Basıncı oldukça düşük suyla banyolar yapıldı, dört posta çamaşır, iki posta bulaşık yıkandı. Boş bidonlar dolduruldu. Duştan çıkınca Bilge'yi giyinmiş, süslenmiş koridorda bulunca hayır mı ? dedim. Çocuk şaşkın sınavım var ya okula gideceğim dedi. Sabah oldu sanmış garibim, gitti geri yattı. Sabah nasıl oldu anlamadık, ne hikmetse kimse alarm kurmayı da akıl etmemiş. Paldır küldür gittiler, Efes' i gezdirme işi bana kaldı. Kuyruk bayrak gibi kalktı, şu köşeden döneriz dediğim hiç bir köşeyi dönemeden parka gittik. Karlar buzlar erimiş. kimse de yoktu. Koşturdu sağa sola, koklamalara doyamadı. Ben de o ara Nasıl Olunur' da Can Bonomo bölümünü dinledim. Çok keyifliydi, bayılıyorum böyle insanlara. Sonunda paşamın gönlü oldu eve döndük, Ayakları çamur, banyoya girdik tadaaaaa, tabiki sular yine yok. Adamın dört ayağına bir gün evvel özenirken, bu sabah söylene söylene dökme suyla yıkadım.  Neyse şükür  çamaşır ve bulaşık yığını yok. Umarım bu kesinti de üç gün filan sürmez. 
Bugün dersim yok, biraz işler var dünden kalan. Onları halledince kendi pratiğimi yaparım. Başkalarına yoga yaptırınca kendim yapıyormuşum gibi gelmiyor. Kendi pratiğimi kısa da olsa aksatmamaya çalışıyorum. Zaten sallayınca bedinim bağırmaya başlıyor, yoga yapsana diye. Omurgam bile kaskatı oluyor sanki.  
Çok şikayet eder oldum bu aralar farkındayım ama vallahi susuzluktan:(

 

Yorumlar